Kanunî Sultân Süleyman Hân’ın onuncu seferi, Osmanlı tarihlerinde “Estergon Sefer-i Hümâyûnu” diye anılır. Bu sefer, Macaristan’da Estergon ve İstolni – Belgrad kalelerinin fethi kadar, Türk ordusunun gösterdiği ihtişamla da meşhurdur. 23 nisan 1543′te Orduy-ı Hümâyûn, Macaristan’a gitmek üzere Edirne’den ayrılırken yapılan geçit resmi ve tören, tarihe, Türk debdebe ve gösterişinin parlak bir örneği olarak geçmiştir. En önde, ordunun su taşıyan saka sınıfına mensup bölükleri ilerliyordu. Bunların ardından, padişaha mahsus hazineyi, parayı ve eşyayı taşıyan 2.100 katır geliyordu. Bu hayvanlar, 300′erden 7 bölük te... Read more
Fransa – Toulouse Şehri Altı asır boyunca üç kıta, yedi iklimde at koşturan, ilmî alanda da kalem oynatan Osmanlı Devleti, bugünkü onlarca ülkenin yöneticisi konumundaydı. Bir uç beyliği iken, sahip olduğu gaza ruhu ile topraklarını kısa zamanda genişletmiş ve belki Osman Gazi’nin bile hayal edemeyeceği yüksekliğe kavuşmuştu. Klasik dönem olarak adlandırabileceğimiz, kuruluşundan üç asır sonraya kadar uzanan devre, Osmanlı’nın en ihtişamlı dönemidir. 17. asrın ortalarından itibarendir ki, artık bellik başlı çözülmeler kendisini göstermiş ve nihayet müteakip yüzyıllardan sonra devlet, kendisine artık bir çeki düzen vermesi gerektiğ... Read more
Osmanlı modernleşmesi tam olarak nedir? Modernleşme hareketleri neye dayanır, bu modernleşme mefhumu salt Batı taklitçiliği midir, Japon yahut Rus modernleşmesi bizim için model oluşturabilir mi, oluşturmalı mıdır? Lale Devri olarak isimlendirilen devir Batıyı sadece kasırlar, eğlence, çırağan sefaları olarak algılamak mıydı? Aksine bilinçli bir yenileşmeden, revizyondan mı söz etmemiz gerekir? Soruları uzatmak mümkün. Ancak bunlara sağlıklı cevaplar verebilmek hiç de o kadar basit değil. Osmanlı modernleşmesini ele almak için nereye kadar gitmeliyiz? III. Selim ya da II. Mahmud’a değil, III. Ahmed saltanatına, 18. asrın başına gitmeliyiz. Bu d... Read more
İleride, Cumhuriyet tarihinin dönün noktası olacak addedeceğimiz, hararetli bir referandum sürenci geride bıraktık. Bu oylama, önemi itibariyle, cumhuriyetin ilk çok partili seçimini hatıra getiriyor. Merhum dedelerimizin “rey” denince ilk aklına gelen, fakat fiyaskoyla neticelenen 1946 seçimlerini. Açık Oy Gizli TasnifDedelerimizin kuşağı o günlerde bu seçimi “tarihi fırsat” olarak niteliyor, kendi lisanlarınca “mühim intihâb” (önemli seçim) diyorlardı. Zira ilk çok partili seçim olacaktı. Bu açıdan halk, memuruyla, işçisiyle, çiftçisiyle, söz konusu seçimlere yoğun katılım göstermişti. Ancak her daim topluma demokrasiyi bahşetmekle ... Read more
Bizans ismiyle adlandırılan Doğu Roma İmparatorluğu, Roma Devleti’nin ikiye ayrılmasından sonra başkent İstanbul olarak 1453′e kadar devamiyetini sürdürdü. Fakat bu tarihten önce İstanbul çok sayıda kuşatmaya şahit olmuş, başta Türkler olmak üzere Araplar, Bulgarlar ve Ruslar tarafından defeaten muhasara edilmiştir. 11. asırda yaşayan Kaffâl isimli âlimin, Romalılarla yapılan muharebeden önce onlardan gelen bir mektuba yazdığı cevap, tarihî kaynaklara şu şekilde geçecektir: . . . Mektup Peygamber Efendimizin civar hükümdarlara gönderdiği mektuplardan bir tanesi 11. asırda Müslümanlarla Bizanslılar arasında muharebe olmuş, bu savaşa Hor... Read more
Şiir, ilk insandan beri vardır. Bilindiği üzere ilk insan olan Hazret-i Âdem aynı zamanda bir peygamberdi. İlahi kitaplarda anlatıldığı üzere iki oğlundan Hâbil ve Kâbil arasında geçen hadise en nihayetinde bir cinayet ile neticelenmişti. Kâbil, kardeşi Hâbil’i öldürmüştü. Bir baba olarak üzüntüsünü dile getiren getiren Hazret-i Âdem’in bu olayı müteakip söylediği bir mersiye ile (ölüm üzerine yazılan manzume) onun şiir söyleyen ilk kişi olduğu belirtilir. Öyleyse şiir çok etkili ve hislerin terennümünde pek tesirlidir. Ama şiir kimi zaman kişinin başına çok dertler de açmıştır. 16. asır şairlerden olan Figani’de olduğu gib... Read more
Paris’in sembolü konumunda olan Eyfel, bütün ihtişamıyla her yıl milyonlarca turisti kendisine çeker. Bu âbidevi eserin yapılış tarihi 1889’lara rastlar. Bu yönüyle tam yüz yıl önce gerçekleşen Fransız İhtilali ile bir ilgilisi olduğu düşünülebilir. Evet doğrudur, ihtilalin yüzüncü yılını kutlamak amacıyla böyle bir projeye karar verilmiştir. Ve kule tamamlandığında 329m.lik boyu ile Paris üzerinde arz-ı endam etmeye başlamıştır. Fakat ilk zamanlar bu eserin görsel bakımdan değeri birçok sanatkâr tarafından tartışılmış, hatta Eyfel daha yapılırken bile kaldırılması için imza kampanyaları düzenlenmişti… . . . . . . Eyfel’... Read more
Otranto ve Apulia’daki Osmanlı hakimiyeti sadece on üç ay sürmüştür. Buna rağmen, hakimiyetten onlarca yıl sonra, XVI. yüzyıl Yunan vakanüvisi, Osmanlıların Adriyatik’in batı kıyısına çıkmasının, Hristiyan Batı Alemi’nde nasıl bir endişeyle karşılandığından bahsederek Fatih Sultan Mehmed ölmeseydi Apulia’ya geçip, İtalya’yı işgal edeceğinden bahsetmektedir. Otranto ve Apulia seferinin İtalya’da yol açtığı panik havası, Napoli Kralı I. Ferdinand’ın ilk tepkisi ve Sultan Mehmed’in ölümünün bu seferin kaderi üstündeki hayati önemi diğer çağdaş kaynaklarda vurgulanmış ve Batı tarihçiliğince tekrar edilegelmiştir... Read more
Tarihte siyasi hâdiselerin yanında gündelik hayata dair çok sayıda vak’a yaşanmıştır. Fakat bu hususiyet çoğu zaman unutulur ve tarihin daha ziyade savaşlar ve barışlardan müteşekkil bir bilim dalı olduğuna inanılır. Halbuki kaynaklarda yer alan sosyal olaylar azımsanmayacak kadar çoktur. Bu tarz anekdotlara hukukî anlaşmazlıkların tutulduğu kadı defterlerinde, günlük olayların kaydedildiği rûznâmelerde rastlanabileceği gibi o dönemin şahidi konumundaki tarih kitaplarında da tesadüf edilebilir. 16. yüzyıl sonlarında bir Baruthane’ye düşen yıldırımda olduğu gibi… . . Bakırköy Baruthanesi Bu tarih kitabının yazarı Selanikli Mustafa ... Read more